Sıradaki filmimiz yine İspanyolca bir film komedi türünde 2016 yapımı Sin Filtro – No Filter. Dediğim gibi İspanyolca filmler ayrı bir ilgimi çekiyor bu sıralar. Don’t Blame the Kid, Embarazados, Todos se Van gibi filmlerden sonra zaten izleme geçmişimden yola çıkarak Netflix’in önerileri de hep bu tarz ispanyolca filmler oluyor. E ben de kırmıyorum izliyorum 🙂

Sin Filtro- No Filter filmimizin baş kahramanı Pia 37 yaşında, ressam bir adamla evli, kocası ve üvey oğluyla birlikte yaşıyor ve 14 yıldır bir reklam ajansında çalışıyor. Dışarıdan bakıldığında normal rutin bir hayatı olduğunu söyleyebiliriz. Aslında kendisi de bu rutinlikten şikayetçi değil, ya da o öyle zannediyor.

Gece saat 4 olduğunu düşünün uyuyamamışsınız, bir avuç dolusu ilaç içiyorsunuz, sabah işe gitmek için zorla yataktan kalkıyorsunuz, duşa giriyorsunuz fakat sizi soğuk su karşılıyor çünkü kocanız doğalgaz faturasını ödemeyi unutmuş, buz gibi suyla titreye titreye duşunuzu aldıktan sonra kahvaltı yapmak için buzdolabını açıyorsunuz çürük bir elmadan başka birşey yok yiyecek çünkü ressam kocanız alışveriş için markete gitmemiş, işe gitmek için yola çıkacakken evin önündeki park yerinizden çıkamıyorsunuz çünkü sorumsuz komşunuz arabasını sizinkinin önüne bırakmış, yolda berbat bir trafik var, ara yoldan ana yola çıkacakken kimse size yol vermiyor, tam işyerinin otoparkına gelmişken bir bakıyorsunuz ki park yerinizde başka birinin arabası var, tabi ki de işe geç kaldınız ama daha kötüsü var, patronunuz yeterince genç, güzel ve yaratıcı olmadığınız için sizin üstünüze birini almış ve hatta park yerinizi bile ona vermiş… Hayat sanıldığı kadar da güzel değilmiş öyle değil mi?

Tüm bu olumsuzluklar, psikoloji dilinde günlük yaşam stresi, bakıldığında hiçbiri incir çekirdeğini doldurmayacak kadar ufak görünür ama bunlar birikir ve sağlığımızı etkiler. Tıpkı Pia gibi… O da sık sık göğüs ağrısı çekiyor hatta bunun için bir psikiyatriste gidiyor ve ilaç tedavisi dahi alıyordu. Fakat psikofarmokolojik ilaçlar onun duygularına bastırmasına sebep olurken bir gün bir de baktı ki kendini Çinli bir akapunkturcuda buluverdi. Sözde akapunktur tedavisinden sonra Pia kendinde inanılmaz değişimler görmeye başladı. Artık ne hissediyorsa karşısındakine bunu söylüyor hatta daha da ötesi dürtülerine karşı koyamıyordu. Yeni Pia hayatındaki herkese patronuna, eski sevgilisine, kocasına, üvey oğluna, en yakın arkadaşına, kardeşine, komşusuna ve hatta yolda kendisine yol vermeyen insanlara bile ne hissettiğini hatta hiçbir süzgeçten geçirmeden o kişiyle ilgili aklına her geleni tamamen gerçek düşüncelerini söylüyordu. Bu bir bakıma hayatında istenmeyen kişileri çıkarmasına yardımcı olurken bir yandan da sevdiklerini kırmasına sebep oluyordu. Evet artık göğüs ağrıları da, uykusuzluk problemi de geçmişti.Bu iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey miydi? İlk kez kendisi için birşeyler yapmaya başlamıştı sanırım daha mutluydu.

Sin Filtro – No Filter sakin gündelik bir film. İçinde bir çok ironi ve gönderme barındırıyor bence. Özellikle çağımızın getirdiği akıllı telefon ve sosyal medya filmin içine çok güzel bir şekilde işlenmiş. Kararları gözden geçirmek, biraz kendi kendinize kalabilmek ve günlük yaşamsal stresle başa çıkarken ne tür yollar izlemek, sağlıklı stratejiler geliştirmek adına psikolojik anlamda da değerlendirilebilir bir film hatta Sin Filtro – No Filter.