O kadar spontane ve beklentisiz olunca mı insan daha bi zevk alır yaptığı işten. Sanki hazırlık arttıkça aldığın keyif düşer. Bana öyle olur genelde en azından bazı konularda, film izlemek gibi. Böyle bu gece film izleyeyim dersin ararsın tararsın yorumları okursun puanlarına bakarsın hahh bi tane buldum dersin, ve film bitince bu muymuş yani olay olursun.

Eve 12’den önce gelmek büyük bir nimettir bizim için, hele ki bebek de uyumuşsa. Anlamsız bir boşluğa düşeriz ne yapsak acaba diye. Hiç aklımda yoktu nacizane aldım kumandayı elime baktım tv kanallarında yine izlenecek birşey yok, hemen geçtim Netflixe. Birkaç dakika bakınmadan sonra açtım öylesine bir tanesini.

İlk sahneler insana iyi hissettiriyosa verirsin o anda filmin notunu. Güzeldi, akıcıydı. Zaten biraz stresliydik azıcık eğlenelim diye açtık Don’t Blame the Kid filmini. Ve iyi de oldu.

Everyone Leaves adlı filmle ilgili yazımda bahsetmiştim İspanyolcanın kulağa çok melodik geldiğini. Şu aralar Amerikan yapımı filmlerin tekdüzeliğindense daha geleneksel kültürel tarzda filmler dikkatimi çekiyor. İnanılmaz keyif veriyor. Bu geceki de öyle, 2016 yapımı bir Meksika filmi. Aralarda farklı kültürlerin atmosferlerini yaşamak keyifli oluyor.

Gelelim filmimize. Don’t Blame the Kid yani Türkçeye Bu Çocuğun Babası Kim? olarak uyarlanmış. Bir düğüne giden ve orada çılgınca eğlenip sarhoş olan Maru bir ay sonra hamile olduğunu anlar ve bebeğin babasıyla ilgili bir tahmini vardır. Kendinden yaşça küçük birinin bebeğin babası olması fikri ne kadar garip gelse de gerçekliğe alışmak zorundadırlar ve istenmeyen bir bebek olduğu anlaşılmasın diye bebeğe izletilmek üzere birlikte güzel videolar çekerler. Tabi ki bu etkileşimin sonunda aşk olur.

Buraya kadar klişe geldi değil mi anlatılanlar? Evet belki öyle ama filmin sonunda güzel bir tatmin yaşıyorsunuz bu anlamda.

Benim ayrıca dikkat çekmek istediğim bir nokta daha var. Don’t Blame the Kid filmini izlerken o kültürle ilgili bilgiler edinebiliyoruz demiştim ya, mesela Meksikanın hukuki anlamda farklılıkları bana garip geldi. Birkaç örnek vermek gerekirse, nezarethaneden kurtarılmak üzere açılan kapıya yığılan diğer şüpheliler ve başka bir sahnede trafik polisi ile olan diyalog. Bu şekilde farklılıklar izlemek bana keyif veriyor bu aralar. Siz de Amerikan romantik komedileri izlemekten sıkıldıysanız bu film size de iyi gelecek :))